www.muhabbetullah.tr.cx
Eklesene.Net CSS Banner Üreteci ile Yapıldı
senin tarif edicilerin masnuatındaki mucizelerindir - Blogcu


senin tarif edicilerin masnuatındaki mucizelerindir

Tanım

risale-i nur


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler

  • 1dk
  • Adalet
  • aglama
  • Araplisan
  • Bediuzzaman
  • besmele
  • bismillah
  • cennet
  • din
  • dua
  • eddai
  • evlenmek
  • EVLILIK
  • ezan
  • FIRAVUN
  • Genclikrehber
  • HADISLER
  • hasta
  • HURMA
  • HzMUSA
  • IBADET
  • ibretlihikayeler
  • IMAMAzam
  • insallah
  • insan
  • isaret
  • kalpler
  • kar
  • mektubat
  • Melekler
  • Munacat
  • NAMAZ
  • NASiP
  • rabbim
  • Resulullah
  • ruya
  • semail
  • seytan
  • talebehasan
  • TEMALAR
  • terbiye
  • tesettur
  • vecize
  • vesvese
  • Yemek
  • Yol

  • SABIR

    66

                                                   SABIR

     

    Şu dâr-ı dünya, meydân-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir. Lezzet ve ücret ve mükafat yeri değildir. Madem dar-ı hizmettir ve mahal-i ubudiyettir; hastalıklarve musibetler, dînî olmamak ve sabretmek şartıyla o hizmete ve o ubûdiyete çok muvafık oluyor ve kuvvet veriyor. Ve her bir saati, birgün ibadet hükmüne getirdiğinden şekva değil, şükretmek gerektir. Evet ibâdet iki kısımdır: Bir kısmı müsbet, diğeri menfi. Müsbet kısmı malûmdur. Menfî kısmı ise, hastalıklar ve musîbetlerle musîbetzede za’fını ve aczini hissedip Rabb-ı Rahîmine ilticakarane teveccüh edip O’nu düşünüp O’na yalvarıp hâlis bir ubudiyet yapar. Bu ubûdiyete riya giremez, halistir. Eğer sabretse, musîbetin mükâfatını düşünse, şükretse, o vakit her bir saati bir gün ibâdet hükmüne geçer. Kısacık ömrü uzun bir ömür olur. Hatta bir kısmı var ki, bir dakikası bir gün ibâdet hükmüne geçer. Hatta bir âhiret kardeşim, Muhacir Hâfız Ahmed isminde biz zatın müdhiş bir hastalığına ziyâde merak ettim. Kalbime ihtar edildi: “Onu tabrik et. Her bir dakikası birgün ibâdet hükmüne geçiyor.” Zaten o zat sabır içinde şükrediyordu…..

     

                                                                                       (Risale-i Nur Külliyatından)

     

                Ey biçâre hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil belki bir nevi dermandır. Çünki; ömür bir  sermayedir gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor.. tâ meyveleri verdikten sonra bırakıp gitsin . İşte, ömrün hastalıkla uzun olmasına işareten bu darb-ı  mesal dillerde destandır ki; “ musibet zamanı çok uzundur, safa zamanı pek kısa oluyor.”

     

                                                                                      (Risale-i Nur Külliyatından)

     

    OwnSkin Preview
    İndir: bayrak


    Tarih: 15:55, 16/6/2007 Kategori: hasta
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    YAŞAMAK İÇİN Mİ ŞÜKRETMEK İÇİN Mİ

    66    

             YAŞAMAK  İÇİN Mİ  ŞÜKRETMEK  İÇİN Mİ?

     

    İsraf etmemek şartiyle ve sırf vazife-i şükrâniyeyi yerine getirmek ve envâ-ı niam-ı İlâhiyeyi hissedip tanımak kaydı ile ve meşrû olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartiyle, lezzetini tâkip edebilir. Ve o kuvve-i zâikayı taşıyan lisanı, şükürde istimal etmek için leziz taamları tercih edebilir. Bu hakikata işaret eden bir hâdise ve bir keramet-i Gavsiye:

     

      Bir zaman Hazret-i Gavs-ı Âzam Şeyh Geylânî'nin (K.S.) terbiyesinde, nazdar ve ihtiyâre bir hanımın bir tek evlâdı bulunuyormuş. O muhterem ihtiyâre, gitmiş oğlunun hücresine, bakıyor ki, oğlu bir parça kuru ve siyah ekmek yiyor. O riyazattan zaafiyetiyle vâlidesinin şefkatini celbetmiş... Ona acımış. Sonra Hazret-i Gavs'ın yanına şekva için gitmiş. Bakmış ki, Hazret-i Gavs kızartılmış bir tavuk yiyor. Nazdarlığından demiş: "Ya Üstad! Benim oğlum açlıktan ölüyor. Sen tavuk yersin!" Hazret-i Gavs tavuğa demiş: "Kum Biiznillah!" O pişmiş tavuğun kemikleri toplanıp, tavuk olarak yemek kabından dışarı atıldığını, mutemed ve mevsûk çok zatlardan Hazret-i Gavs gibi kerâmât-ı harikaya mazhariyeti dünyaca meşhur bir zatın bir kerâmeti olarak mânevî tevatürle nakledilmiş. Hazret-i Gavs demiş: "Ne vakit senin oğlun da bu dereceye gelirse, o zaman o da tavuk yesin." İşte Hazret-i Gavs'ın bu emrinin mânâsı şudur ki: Ne vakit senin oğlun da ruhu cesedine, kalbi nefsine, aklı mîdesine hâkim olsa ve lezzeti şükür için istese, o vakit leziz şeyleri yiyebilir...

     

                              Risale-i Nur Külliyatından

                                                        19.Lem’a

                                                İktisatRisalesi                                                                               OwnSkin Preview
    İndir: bayrak
                                    

                                                                                     


    Tarih: 15:19, 16/6/2007 Kategori: Yemek
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    EN MÜHÜM DAVA!?

    66

    EN  MÜHÜM  DAVA!?

     

    Şu zamanda her mü’min için, belki herkes için küre-i arz kadar bir bâki tarla ve o tarla baştan başa bahçeler ve kasırlarla müzeyyen edebî bir mülk almak ; ve o mülkü kazanmak veya kaybetmek dâvası açılmış.

     

             Demek, her birtek adamın başına öyle bir dava açılmış ki: Eğer İngiliz ve Alman kadar serveti ve kuvveti olsa ve aklı da varsa, yalnız o dâvayı kazanmak için bütününü sarfedecek.

     

             Elbette o dâvayı kazanmadan evvel başka şeylere ehemmiyet veren dîvânedir.

     

    Hatta o dâva, o derece tehlikeye düşmüş ki: Bir ehl-i keşfin müşahedesiyle  bşr yerde ecel elinden terhis tezkeresi alan kırk adamdan bir adam kazanabilmiş. Otuzdokuzu kaybetmiş.

     

             İşte, bu ehemmiyetli azim dâvayı kazandıracak ve yirmi senedir tecrübelerle, onda sekizine o dâvayı kazandıran bir dâva vekili bulunsa… elbette aklı  başından her adam vazifeye sevk edecek bir hizmete, her hâdisenin fevkinde ehemmiyet vermeğe mükelleftir.

     

                                                                                       Gençlik Rehberi

     

                                                    HADİS-İ ŞERİF

     

             İbn-i Mes’ud Radıyallahu Anh anlatıyor:

    “Resûlullah A.S

    Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennet girmeyecektir! Buyurmuştu.

    Bir adam:

    “Kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever dedi.

    A.S’ de

    “Allah Teala hazretleri güzeldir, güzelliği sever! Kibir ise hakkın ibtali, insanların tahkiridir” buyurdular.

     

                                                                                      Sahih-i Müslim

     

                                OwnSkin Preview
    İndir: osmanli


    Tarih: 01:44, 13/6/2007 Kategori: insallah
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    İnsan Rızk Bulmak İçin mi Yaratılmıştır

    66

    İnsan Rızk Bulmak İçin mi Yaratılmıştır

     

    İnsan rızka çok mübtela olduğu için, rızka çalışmak bahanesi, ubûdiyete

    mani tevehhüm edip, kendine bir özür bulmamak için  ……………  âyet-i kerime diyor ki: "Siz ubûdiyet için halkolunmuşsunuz. Netice-i hilkatiniz ubûdiyettir. Rızka çalışmak, emr-i İlahî noktasında bir nevi ubûdiyettir. Benim mahlûkatım ve rızıklarını deruhde ettiğim nefisleriniz ve iyaliniz ve hayvanatınızın rızkını tedarik etmek, âdeta bana ait rızk ve it'amı ihzar etmek için yaratılmamışsınız. Çünki Rezzak benim. Sizin müteallikatınız olan ibadımın rızkını ben veriyorum. Siz bunu bahane edip ubûdiyeti terketmeyiniz!" Eğer bu mânâ olmazsa Cenab-ı Hakk'a rızık vermek ve it'am etmek muhaliyeti bedihî ve malûm olduğundan, i'lam-ı malûm kabilinden olur. İlm-i Belâgat'ta bir kaide-i mukarreredir ki: Bir kelâmın mânâsı malûm ve bedihî ise, o mânâ murad değil, onun bir lâzımı, bir tâbii muraddır. Meselâ, sen birisine desen: "Sen hâfızsın." O, malûmunu i'lam kabilinden olur. Demek maksud mânâsı budur ki: "Ben senin hâfız olduğunu biliyorum." Bildiğimi bilmediği için ona bildiriyorum.

     

      İşte bu kaideye binaen, âyet Cenab-ı Hakk'a rızık vermeyi ve it'am etmeyi nefyetmekten kinaye olan mânâ şudur: "Bana ait olup ve rızıklarını taahhüd ettiğim mahlûkatıma rızık yetiştirmek için halkolunmamışsınız. Belki asıl vazifeniz ubûdiyettir. Evamirime göre rızka çabalamak da bir nevi ibadettir."

     

                                                                              Risale-i Nur Külliyatından

                        

     

    OwnSkin Preview
    İndir: Muhammed

                      


    Tarih: 14:14, 2/6/2007 Kategori: Yemek
    Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

    DAHA ÇOK DİKKAT LAZIM

                       DAHA ÇOK DİKKAT LAZIM

     

    Bu zamanda en büyük bir ihsan bir vazife îmanı kurtarmaktır, başkalarının îmanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktadır.

    Sakın, benlik ve gurura medar şeylerden çekin. Tevâzu, mahviyet ve terk-i enaniyet, bu zamanda  ehl-i hakikata lâzım ve elzemdir. Çünki, bu asırda en büyük tehlike benlikten ve hodfüuşluktan ileri geldiğinden; ehl-i hak ve hakikat, mahviyetkârane daima kusurunu görmek ve nefsini itham etmek gerektir.

                      

                                ÖMÜR SERMAYESİ

     

    Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Birbiri içinde mütedahil daireler gibi, her insanın kalb ve mide dairesinden ve cesed ve hâne dairesinden mahalle ve şehir dâiresinden ve vatan ve memlekte dîresinden ve küre-i arz ve nev-i beşer dâiresine kadar, birbiri içinde dâireler var. Her bir dâirede, her bir insanın bir nevi vazifesi bulunabilir. Fakat en küçük dâirede en büyük ve ehemmiyetli ve dâima vazife var. Ve en büyük dâirede en küçük muvakkat arasıra vazife bulunabilir. Bu kıyas ile –küçüklük ve büyüklük mâkûsen mütenâsip vazifeler bulunabilir. Fakat büyük dairenin cazibedarlığı cihetiyle küçük dairede lüzumlu ve ehemmiyetli hizmeti bıraktırıp lüzüumsuz, malâyâni ve âfâki işlerle meşgul eder.  Sermaye-i hayatını boş yerde imha eder. O kıymetdar ömrünü kıymetsiz şeylerde çldürür. Ve bazen bu harp boğuşmalarını merak ile takip eden bir tarafta kalben taraftar olur. Onun zulumlerini hoş görür, zulmune şerik olur.

     

                                                            (Risale-i Nur Külliyatından)

     

    Peygamber Efendimizin Dualarından:

    “Allâhım! Faydasız ilimden sana sığınırım.”

                                                            (Hadis-i Şerif)

     

     

    OwnSkin Preview
    İndir: ALLAH


    Tarih: 11:39, 29/5/2007 Kategori: TEMALAR
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->


    Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us